alman kathe

Almanya’da üniversitede okurken muhteşem bir bahçesi olan iki katlı bir evin, talebelere kiralanmak üzere dışarıdan merdiven ilavesiyle yaratılan çatı arasında sadece duşu ve wc si olan şirin bir odada oturuyordum. Ev sahibem kırk yaşlarında saçları bakır rengi ve çok güzel bir bayandı. Mathias adında ondan biraz daha yaşlı erkek arkadaşı ile yaşıyordu. Mathias tam anlamı ile alkolik ve kaba bir insandı yabancılara karşı çok daha tahammülsüzdü. Taşınalı üç ayı geçmişti akşamları bahçede oturup, içerlerken sürekli münakaşa ederler ve bu tartışmanın sonucu benim orada oturmama kadar dayanırdı. Kathe ise paraya ihtiyacı olduğu için orayı kiraya verdiğini yoksa geçinmelerinin zor olduğunu söyler, zaten aldığını birahanelerde harcayan Mathias konuyu uzatmaz ve konu kapanırdı. Bu böyle yaklaşık altı ay kadar sürdü. Bir akşam okuldan eve döndüğümde Katheyi kapısının önündeki masaya oturmuş ağlarken buldum. O güne kadar sadece merhaba ve iyi günler dışında hiç konuşmamıştık.Merhaba dedikten sonra onun cevap vermesini beklemeden neyiniz var yardım edebilirmiyim diye sordum, yüzünü ellerinin arasına aldığından yüzünü göremiyordum. Benim sorumu yinelemem üzerine hıçkırıkları arasında anlaşılmaz bir şekilde Schwein Mathias, (domuz Matiyas)diyerek ellerini yüzünden çekip bana döndü. Sol gözü morarmış ve şişmiş dudağında bayağı bir yarık vardı. Elinde tuttuğu kâğıt peçede kıpkırmızı olmuştu. Ne oldu ne yaptı diye sorumu tekrarlamama rağmen hıçkırıklarına engel olamadığı için cevap veremiyordu. Aklıma annemin bu tür göz veya yüzdeki şişme ve morarmalara ekmeğin içini çiğneyerek bağladığı geldi. Hızla yukarı çıkarak evdeki ekmekten büyük bir parça koparıp çiğnemeye başladım,temiz bir mutfak bezinide alarak aşağıya indim, hıçkırıkları kesilmek üzere olan Katheye , bu senin gözündeki morluğu alır ve şişi de indirir diyerek mutfak bezinin içine koyduğum ekmeği şiş olan yere koyup bağladım.O sırada kapının önünde bir polis arabası belirdi,herhalde olayı gören komşuları haber vermişti.Polisler olayı anlatmasını ve ambulans isteyip istemediğini sordular,o fazla bir şey yok ufak bir kaza diyerek polisleri göndermeye çalışsa da polisler illede ifade alıp hastaneye götürmek istiyorlardı.Kathe fazla bir şeyim yok ve kimseden şikayetçide değilim,dinlenmek istiyorum diyerek onları gönderdi.Bir titreme tutmuştu şimdide, yaz günü olmasına rağmen çok üşüyorum dedi,evine hiç girmemiştim ama genelde girişte bir dolap olur ve bir şeyler bulunur diyerek açık kapıdan içeri girdim hırka benzeri bir şey asılı duruyordu,alıp sırtına örttüm.Teşekkür etti.Her hangi bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorduğumda hayır teşekkür ederim diyerek kalkıp evine girdi.Sabah okula giderken her zaman bahçede olan Kathe ortalarda yoktu. Yortu Bayramı nedeniyle cumartesi ve pazarın ilavesi ile dört gün tatil olduğu için bende Frankfurt’a arkadaş ziyaretine gidecektim, haber vereyim dedim ama kapısıda kapalı idi küçük bir kâğıda not yazarak bıraktım. Tatilin bittiği gün akşam eve geldim onun lambaları yanıyordu, merdivenleri çıkarak odama girdim, üstümü değiştirdikten sonra gelirken aldığım kızarmış tavuk ve patatesi tabağa koyup sofraya oturdum. Yemeğim bitmiş ve TV de bir belgesele dalmıştım kapı çalındı, saat dokuza geliyordu ve bu saatte hiç kimse bana gelmezdi. Kapıyı açtığımda Kathe elinde iki zarf ve üstü örtülü bir tabakla karşımdaydı. Gözündeki şişlik inmiş morluk kaybolmaya başlamıştı. İyi akşamlar diye zarfları uzatırken mektuplar her halde ailenden bunu da ben yaptım diyerek tabağı uzattı. Teşekkür edip buyur gir diye kenara çekildim, ama o çok geç oldu yatman lazım, fark etmez buyur dedim, o iyi geceler diyerek merdivenlerden inip gitti.Yine sabah akşam karşılıklı günaydın ve iyi akşamlar dilekleriyle bir hafta geçmişti. Cuma günü okul dönüşü yaptığım alışveriş poşetleri ile bahçeye geldiğimde o da kapıda duruyordu. İyi akşamlar diyerek merdivenlere yöneldim bir dakika dedi, efendim, elindekileri bırak gel bu akşam misafirimsin hadi gecikme diyerek bana cevap hakkı bile tanımadan içeri girdi. Elimdeki poşetleri bırakıp elimi yüzümü yıkayıp indim aşağı kapı açıktı ve içerden girebilirsin diye sesleniyordu. Üzeri beyaz örtülü yuvarlak bir masa tam ortasında bir çiçek sepeti ve sepetin ortasında üç tane mum, porselen servis ve iki tane şarap kadehi duruyordu. Hoş geldin dedi nereye istersen oturabilirsin diyerek mutfağa yöneldi. Kathe yaşına rağmen gerçekten harika bir vücuda sahipti,ne yüzünde ne de ellerinde kırışıklık ve sarkma yoktu,dolgun kalçaları ve çok büyük olmamakla beraber yerinden fırlayacakmış gibi duran diri göğüsleri vardı ve sutyen takmadığı bluzunun arkasından belli oluyordu. Önce kayık tabağa tablo gibi özenilerek hazırlanmış rengârenk bir salata getirdi. Tekrar gittiği mutfaktan Tabaklara yine zevkli bir şekilde yerleştirilmiş kızarmış et ve haşlanmış patatesle geldi, bana ne içersin dedi siz ne ikram ederseniz onu diyerek seçimi ona bırakmıştım. Bu akşam Şarap içeceğiz güzel bir Fransız şarabım var severmisin dedi ,evet dedim,Bir genç kız tavrıyla dönerken kısacık eteğinin altında sütun gibi duran bacakları gerçekten içimi gıdıklıyordu. Bir kez daha mutfağa giderek elinde bir şişe “Grand Cru” Bordo Kırmızı şarapla geldi.Müsaade edermisin diyerek elinden aldım ve açarak önce onun kadehine sonra kendi kadehime doldurdum. O mumları yakıp lambayı söndürmüştü. Afiyet olsun diyerek yemeğe başladı. Bir kaç lokma aldıktan sonra kadehini kaldırıp sağlığına diye kadehime hafifçe değdirip bir yudum aldı, parmağını kadehinin kenarlarına sürterken sana çok şey borçluyum. Ben ne yaptım ki dedim, çok şey dedi. Bunları her kim olsa yapardı lütfen büyütmeyin, ama gördün kim vardı yanımda kimse, sadece polisi aramışlar onu da yapmasalardı daha memnun olurdum. Onun o günkü kötü durumunu hatırlayıp yemeğin zehir olmaması için lütfen kapatın bu konuyu o çok geride kaldı, zaten izi bile kalmamış. Doğru dedi dışarıda hiçbir şey yok ama içimdeki yara kapandımı sanıyorsun. Zaman en iyi doktor ve en etkili ilaçtır hadi unutalım bunları diyerek bu sefer ben kadehimi kaldırıp uzattım.Mesele kapanmış yemek faslı bitmişti,bir şarap daha açalım mı diye sordu teşekkür ederim bu akşamlık yeter.Öyleyse masayı toplayım rahatça oturalım dedi ,size yardım edeyim diyerek bende kalktım.O tabakları ben kadehleri ve boş şişeyi alıp mutfağa gittik.Elindeki tabakları bulaşık makinesine koyup elimdeki kadehleri alıp makineye yerleştirdi.Boş şişeyi mantarını ayırıp bir sepete bıraktıktan sonra teşekkür ederim buyurun diyerek tekrar salona döndük.Seni çok az tanıyorum ama gördüğüm kadarı ile mükemmel bir insansın,ve yediğim dayağın boşuna olmadığını bana kanıtladın. Ben şaşırmıştım. Efendim ne anlamda deyince, dinle dedi Mathias la tüm kavgalarımızın nedeni sendin. Ona göre Türkler barbar, kaba, kadın düşkünü olurlarmış,bense senden böyle bir davranış görmediğimi hatta yüzüme bile bakmaktan çekinen kendi halinde ve kibar bir insan olduğunu söylerdim ve her seferinde yoksa sen bununla yatıyormusun orospu diyerek beni hırpalıyordu. Yılar önce kocamı kaybettiğimde onun iş arkadaşı ve bir yardım meleği maskesi ile hayatıma girip beni sömürdü. Ben onun için sadece yataktaki ihtiyacını giderecek bir oyuncaktım. Ama bitti bir daha buraya adım atamaz. Ben gelin bütün bunları bırakalım hepsi geride kaldı ve unutun artık. Gülün, sevinin ve hayatınıza yeniden bir yön verin .Şimdi size ismini hatırlayamadığım İngiliz yazarın bir lafını aktarayım , ben hep bu sözü kendime rehber yapmışımdır,”Hayat önünüze gelen çorbanın neden çok sıcak veya çok soğuk olduğunu düşünmeye değmeyecek kadar kısadır” Kathe hayretle yüzüme bakarak sen gerçekten mükemmelsin diye bana elini uzatıp “Arkadaşmıyız” diye sordu evet siz istiyorsanız memnuniyetle dedim. Bunu kutlamalıyız dedi ve gidip bir şişe daha şarap alıp geldi bana uzattı, o büfeden kadehleri alırken ben şişeyi açmıştım. Yeniden kaldırdığımız kadehlerimizi “Arkadaşlığımıza ve Dostluğumuza” diyerek kaldırdık. Ayağa kalkarak yanıma geldi ve şimdi beni öp dedi arkadaşlığımızı sağlamlaştıralım , kızların ve erkeklerin çıkacakları kişiyi öpmelerinin” ilk öpüşme” olarak adet olduğunu biliyordum bizimki ne anlama gelecekti.Dudaklarına masumane bir öpücük kondurarak ellerini avuçlarımın içine aldım, daima arkadaş ve dost kalalım dedim.Gözleri buğulanmıştı,neden bu kadar geç tanıdım seni neden..diye boynuma sarılıp ağlamaya başladı.Ben sırtını sıvazlayarak hayat bu neyin ne zaman olacağını bize asla belli etmez.Hadi bırakın ağlamayı diyerek kirpiklerinde takılıp kalan göz yaşlarını sildim artık gülme zamanı,yoksa şarap mı çarptı deyince yooo diyerek omzundan hafifçe itip alay etme sakın çok duygulandım dedi.Rahatlamıştı dans edelimmi diyerek gözlerimin içine bakıyordu,olur dedim.Müzik setinden gelen müzik eşliğinde birbirimize sarılarak dans ediyorduk,başını omzuma dayayıp beni bu kısa zamanda böylesine mutlu ettiğin bana kadın olduğumu hatırlattığın için sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum diyordu.Saçlarına kondurduğum bir öpücükle sen mutlu olmayı arzuladığın için mutlusun ben sana bir şey yapmadım ki dediğimde başını omuzundan kaldırıp dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı ve uzun ,uzun öpüştük nefesimiz kesiliyordu onun başını kaldırarak bu kadar abartma lütfen beni şımartıyorsun diye kısa bir öpücük kondurdum burnunun ucuna.Müzik bitmiş ve vakit epey geç olmuştu,ve ben bu başlangıcın beni nereye sürükleyeceği konusunda hiçbir ip ucuna sahip değildim,ve zaten bu gün olan her şeyin bir teşekkür amaçlı olduğundan başka bir duyguya kapılmamıştım.Ben genç bir erkek o ise orta yaşlarda her şeyi ile mükemmel bir kadındı.Fakat onu hayal kırıklığına uğratmamak bana düşen en büyük sorumluluktu, onun benim için katlandıkları karşısında.Bunu sadece parasal açıdan dahi yapsa bir öğrenci için ev bulabilmenin çok zor olduğu bir dönemde benim için büyük bir fedakarlıktı.Ben müsaade istesem artık çok geç oldu sizde yatın dedim,tekrar bana sarılarak siz yok benim adım Kathe veya sen diyebilirsin ,unutma biz arkadaş ve dostuz dedi.Tamam Kathe dedim tamam Murat dedi beni kapıya kadar koluma girerek getirdi ve iyi uykular diyerek yeniden öptü.Kapımın çalınışıyla uyandım, kapıyı açtığımda Kathe her zamankinden çok farklı gayet şık bir kıyafetle kapımdaydı onu hiç bu kadar özenle giyinmiş olarak görmemiştim hadi kahvaltı hazır, tembellik yok hemen in aşağıya yumurtalar soğumasın.Kızarmış ekmek üzerine sürülen tereyağı ve üzerinde dilim peynirler, bal, süt ve yumurta ile yaptığımız kahvaltı esnasında Kathe’nin heyecanlı ve telaş içinde idi. Onun hareketlerini takip ettiğimin farkına varmış olmalıki sana bir itirafta bulunacağım dedi, boşalan kahve fincanımı önümden alıp kahvemi doldururken. Hayatımda hiçbir gün bu kadar mutlu ve huzurlu olamadım, gerek evliliğimde gerekse Mathiasla olan beraberliğim boyunca böylesine istekle ve zevkle kahvaltı etmemiştim. Ben onlar için, bir çamaşır makinesi, bir aşçı veya ev işlerini yapan hizmetçiden farklı olamadığımı seninle geçen şu üç beş gün içinde daha iyi anladım.Senin çevremde oluşun bile bana kadın olduğumu, eline bile değmeden bir kadının nasıl sevilip saygı göreceğini bana en güzel şekilde yaşattın. Şimdi söyle kalbine heyecan ve özlem doldurduğun bu kadını yalnız bırakıp yeniden o anlamsız yaşantısına terk edecekmisin?Vereceğim cevabın olumsuz olmasından korkarcasına gözlerini benden kaçırıyor sesi ve kahvemi uzatan eli titriyordu. Ellerini avuçlarımın içine alarak, benden olan beklentini bilmiyorum, akşamki konuşmamızda dost ve arkadaş olduğumuzu defalarca tekrar etmiştik, ben daha üç yıl kadar okuyacağım okul bitince olaylar beni nereye sürükler bilmiyorum. Burada olduğum müddetçe seni bir dost olarak asla yalnız bırakmam buna emin ol diyerek ellerine bir öpücük kondurdum. Ellerini ellerimin içinden çekmeden gözlerimin içine bakarak Seni seviyorum, beni kendine öylesine alıştırtın ve bağladın ki seni kaybedersem artık bu hayata dayanamam diyerek gelip boynuma sarıldı, ağlıyordu.Kathenin sıcak nefesi ve yanağımı ıslatan gözyaşları içimde bir dayanılmaz bir arzuyu ateşliyordu.Arkamdan sarıldığı için yüzünün ifadesini göremiyordum,ayağa kalkıp onu çevirerek benimle yatmak mı istiyorsun dediğimde sadece yatmak değil seni hayatımın vazgeçilmez bir parçası olarak görmek istiyorum sana hava ve su kadar ihtiyacım var.Ateş bacayı sarmıştı, içimde ona karşı aylardır gizli, gizli büyüyen arzu şimdi bir yanardağ gibi patlamaya hazırlanıyordu. Kollarımın arasında kedi gibi büzülen Katheyi kucakladığım gibi yere yatırdım. Bilinçsizce ve rastgele her yerini öpüp okşamaya başladım. Her gördüğümde bende dayanılmaz arzular uyandıran kadın artık altımda ve sıcak nefesini yüzümde hissedecek kadar yakınımdaydı. Elleriyle çekerek düğmelerini kopartıgı gömleğimi açarak göğsümdeki kılları okşuyor, dudaklarımı ısırıyordu. Avuçlarımın içindeki memeleri her okşamamda biraz daha dolup biraz daha sertleşiyor, ben meme uçlarını sıktıkça Kathe bacaklarını ayırarak sanki bana hadi gir bana diyordu. Onu omuzlarından tutarak ayağa kaldırdım, bluzunu ve eteğini çıkarttım altında külotu yoktu, yenice temizlendiği belli olan ve kabarmış amı iyice ıslanmış ve bacak arası yapış, yapış olmuştu. Pantolonumu çıkartmam için kemerimi çözüp, fermuarımı açmış ve külotumla beraber aşağı çekip ayağı ile iterek çıkartmıştı. Çıplak bedenlerimiz bir birine yapışmış olarak halının üzerinde alt, alta üst, üste sevişiyorduk. Kathe her üstüme gelişte kendini iyice bana bastırarak artık iyice sertleşmiş olan penisimi amının üstüne sürtüyor ve hadi diye inliyordu.Ben bacaklarımı açıp Katheyi üzerime çektim. Dizlerinin üzerinde üstüme oturup eliyle yakaladığı penisimi amının içine dayadı ve birden kendini aşağı bırakarak tamamını içine aldı. Ata binen Amazon gibi kalkıp oturuyor dudaklarını büzerek ve memelerini sıkarak zevk aldığını belli ediyordu.Dakikalarca üzerimde kalan Katheyi geriye doğru yatırarak ben onun üstüne çıkıp bacaklarını önce omzuma alıp sonra ayak bileklerinden tutarak başına değecek kadar bastırmaya başladım.O muhteşem ve daracık am artık bana aitti ve içindeki penisimi hiç bırakmak istemiyor gibi sıkıp gevşeterek beklenen sonuca doğru dolu dizgin yolculuk yaptırıyordu.ben artık dayanamıyordum ve patlamak üzereydim,Kathe warte bitte warte noch (bekle bekle lütfen) diyerek kasılmaya ve başını sağa sola sallayarak boşalmaya başlamıştı.Damarlarımın çekildiğini hissediyor ve bütün vücudumu saran tarifi imkansız bir haz ile arzuladığım kadının içine boşalıyordum.Ayaklarıyla sardığı belimden bastırarak uzun bir zaman içinde beklememi istemişti. Aylardır belkide yıllardır tatmadığı bu duygunun bitmesini istemiyormuş gibi daha henüz düzenleyemediği nefes alışı ile kesik, kesik ve fısıltı halinde ağzından çıkan kelimeler ile çok müthişti diyerek bitkin bir şekilde kollarını iki yana açıp uzandı.O evde oturduğum toplam 5 yıl boyunca yaşadığımız o kadar çok ve farklı bir ilişkimiz vardı ki, bu gün hala o günlerin benzerini yaşayabilmenin arzusu ve heyecanı ile yaşıyorum.

Esenyurt escort
Ataköy escort
Avcılar escort

sperm bankasında çalışan alman kızını bozdum

Hikayelerinizi ilgiyle okuyorum. Ben de başımdan gelen bir olayı anlatmak istiyorum sizlere.Adım Erhan. Hamburg’ta yaşayan 23 yaşlarında uzun boylu ve yakışıklı bir gencim. Siyah saçlarım ve uzun kirpikli gözlerimle sürekli kadınların ilgisini çekmişimdir. Hatta gurur duyduğum bir özelliğim varsa o da cinsel organımın büyüklüğüydü. Uzun süredir işsizdim. Arbeitsamt’tan aldığım işsizlik yardımı yetmiyordu. Birşeyler yapıp para kazanmalıydım. Günlük Alman gazetelerini kurcalarken gözüme bir ilan ilişti: “Samenspende, 300 bis 3000,- DM” Yani sperm bağışı yapmak isteyenler ortalama 3000 marka kadar kazanabiliyordu! Tereddüt etmeden telefon açtım. Paraya ihtiyacım vardı, neden olmasındı… Telefondaki bayan bana ertesi güne randevu verdi. Gittim. Hastaneye hiç benzemeyen 3 katlı oldukça lüks bir binaydı. Beni sarışın genç bir kadın karşıladı. Bekleme salonunda bir süre bekledikten sonra bana verilen formları doldurdum. Sonra laboratuvara geçtik. Spermlerini bağışlayacak olan nsanların kendilerini rahat hissetmesi için daha çok bara benzetilmişti. Bürokratik işlemlerden sonra sıra bana geldiğinde özel bölüme geçtim. Genç bir kız yanıma gelerek bana adının Petra olduğunu yardımcı olmak için görevlendirildiğini söyledi. Bölümde yalnızdık. Kızcağız elinde özel bir kutu tutuyordu. Pantolonumu aşağı sıyırdım. Haydar inikti. Almanya’da büyüdüğüm için perfekt Almanca biliyordum. Yüksek Almanca konuşarak kıza bu şekilde boşalamayacağımı bana yardımcı olması gerektiğini söyledim. ?aşırmadı, sürekli olarak bu şekilde teklifler aldığı belli oluyordu. Sanırım dudakları da herkesinkini ağzına almaktan yalama olmuştu. Dizlerinin üstüne çömelerek benimkiyle oynamaya başladı. Beyaz ve minik elleri profesyonelce çalışıyordu. Benimki yavaş yavaş kalkmaya başladı. Haydar’ın bütün haşmetiyle büyüdüğünü gören kız da heyecanlandı. Yanaklarının kırmızılaştığını görünce kızın tam da kıvama geldiğini anladım. Ellerimle başından tutarak aşağı doğru ittim. Anlamıştı. Yavaşça sikimin ucunu ağzına alarak diliyle yaladı. Sonra tamamını ağzına alarak sakso yapmaya başladı. Kocaman yarağımı köküne kadar ağzına alıyor, vantuz gibi çekiyordu. Ağzının içi ateş topu gibiydi. Ben de bu arada sarı saçlarıyla oynuyor arada bir yanaklarını okşuyordum. Kızın sarı yumak gibi duran başı ileri geri doğru gidip geldikçe ben de zevkten bayılıyordum. Petra’nın yarı açık duran elbisesinin üzerinden aşağı baktığımda ceviz büyüklüğünde olan göğüsleri dikkatimi çekti. Ellerimi bu sefer o harika yuvarlaklara doğru kaydırdım. Sütyen giymemişti. Seri bir hareketle içeri doğru daldırdım. Yumuşacıklardı. Petra, onun göğüslerinin uçlarını okşayınca artık dayanamayacağını söyleyerek onları yalamamı rica etti. Seri bir hareketle Petra’nın üzerindeki elbiseyi yukarı doğru sıyırarak çıkardım. Sonra da gögüslerine saldırdım. Ceviz büyüklüğündeydiler ve ağzımı dolduruyorlardı. Minik uçlarını emmeye başladım. Bu arada ellerimle kalçalarını ve götünü okşuyordum. Ellerimi kilotunun arasından sokarak parmağımın ucuyla bızırının üzerine baskı yapıyordum. Ellerime kaygan sular değince artık onun sikişe hazır hale geldiğini anladım. Petra’ya yavaşça “sana amdan girebilir miyim?” dedim. Almanya’da böyleydi, izin almazsan tecavüz sayılırdı. Ömrümün geri kalan kısmını bir am uğruna hapiste geçirmeye niyetli değildim! Petra dünden razıydı. Tamam dedi ve pahalı bir mağazadan alındığı belli olan çiçekli kilotunu kendiliğinden çıkardı. Amı bütün güzelliğiyle bir şeftali gibi ortaya çıkmıştı. Sarı sarı kılları vardı. Ben de aşağı doğru eğilerek dudaklarımı sarı kılların arasına gömdüm. O sabah banyo yapmış olmalıydı ki mis gibi şampuan kokuyordu. Almanya’nın ünlü parfüm firması Douglas’tan hatırladığım o şampuan kokusu amının kokusuna karışıyor ve ortaya inanılmaz güzellikte bir şehvet kokusu çıkıyordu. Dilimi o tatlı ve pembe yarığın içine daldırdım. Petra zevkten ah diye çığlık attı. Sesi öbür odadan duyulabilirdi. Ama umurumda değildi. Bu am yalanacak amdı. Kızın amından akan suları zevke yalamaya ve yutmaya başladım. Benimki artık kemik gibi olmuştu. Sertlikten ağrımaya başlamış ve artık bir an önce o sıcak yuvaya girmek istiyordu. Kız zevk sesleri çıkarmaya başlayınca paniğe kapıldım. Yakalanmak istemiyordum. Ayağa kalkarak kızın dudaklarını dudaklarımla öptüm. Dilini yalarken kızın kalçalarından yakaladım ve yukarı kaldırarak bacaklarının arasına girdim. Son olarak ondan bir daha izin aldım. Benim koca haydarı Petra’nın kaygan ve sıcak amının üzerine bir iki defa sürtünce Petra artık yalvarmaya başladı. Bitte, bittte! Lütfen gir içine artık! Tamam yavrucuğum diyerek yarağımı olanca büyüklüğüyle içeri doğru ittim. Ama susamış yarağım o karanlık, kaygan ve sıcak koridorda hızla ilerliyor ve arada bir geri giderek tekrar hamle yapıyordu. Dakikalar ilerliyor, buharlı bir trenin pistonları gibi içeri sürekli giriyor, çıkıyor ve onun amını yırtarcasına pompalıyordum. Petra zevkten dört köşe olmuştu. Hem inliyor, hem nasıl olur da bir Türkle daha önce tanışmadığına yanarak o anın tadını çıkarıyordu. Bir ara kendini kayberedek zevkten keskin tırnaklarını sırtıma batırmış ve omuzumda ince çizikler açmıştı. İkimizde yolun sonun gelmiştik. Petra sarsıla sarsıla boşalmaya başladı. Sikimin ucu alev topuna girmiş gibiydi. Amının kızgın suları karşısında ben de dayanamayarak bir füze gibi içine patladım. Her tarafı sperm dolmuştu. Lütfen çıkarma diye yalvardı. Haydarı bir süre içinde beklettim. Petra bu anı sonsuza kadar uzatmak ve tabiatın ona sunmuş olduğu bu lezzeti doyasıya tadmak istiyordu. Ha, söylemeyi unuttuğum bir olay var. Petra meğersim bakireymiş. Toparlanmaya çalışırken, bacaklarının arasından sızan incecik kan onu ele verdi! Meğersem onun ilk erkeğI benmişim! 10 dakika “pause” yaptıktan sonra bu sefer tekrar ağzına alarak beni hazırladı. Ama bu sefer kutuya boşaldım ve çıkarken paramı peşin aldım. Bu iş çok hoşuma gitti. Artık sık oraya gidiyor, hem Petra’ya yerleştiriyorum hem de para kazanıyorum! Son olarak, Petra bir bayan arkadaşına “Demir gibi bir sikici Türk” diye benden ve benimkinin ne kadar büyük olduğundan bahsetmiş! O bayan benimle tanışmak istiyor. Ben de Petra’ya bu Işin bedava olmayacağını ama eğer ödeme yaparsa ikisiyle de beraber olabileceğimi söyledim.Şimdi cevap bekliyorum. Beni handy’den ararlarsa gideceğim. Ne dersiniz, jigololuğu becerebilir miyim sizce?
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 353 515 737 08

izmir escort
escort izmir

alanya`da 3 alman vücutcu ile – 2

Saat 9`da kapı çalınca bi çırpıda kırmızı tangamı giydim. Tek elimi duvara yaslayarak götüm havada bi şekilde kapıyı açtım. Gelenlerin Matt, Gerhard ve Ben olacağından emin olduğum için kim o diye sormamıştım. Welcome derken birden onların Almanlar olmadığını fark ettim.    2 tane 23-25 yaşlarında erkek götüme bakıolardı. İçlerinden biri vaybe Almanların dediği kadar varmış bu ibne dedi. Bi anda beni ileri itti ve yere kapaklandım. Kapıyı kitlediler. Siz kimsiniz demeye çalışırken birisi soyunmaya başladı. İbnecim,Almanlar karı bulmuş otelde, bu    gece am sikeceklermiş sen de bu gece yarraksız kalma diye bizi ayarladılar. Garsonuz biz dedi. Benim suratımın asıldığını görünce onlar yarın gece senın götünü dağıtacaklar. Biz bu akşam sadece genişleticez dedi. İstemesem bile bu adamlar burada bu gece beni sikeceklerdi.    Adları Murat ve Ali idi. Aşırı kıllılardı ve ben de doğulusunuz sanırım dedim. Ali bi anda fermuarını indirip uyuyan dev misali yarrağını çıkardı. Buna dadaş yarrağı derler dedi, tam 24 .    cm. Murat`da çıkartıp gösterdi onunkide 19-20 civarlarında ama çok kalındı.    Ali yarrağını sıvazlamaya başladı, Muratta yanıma gelip götümü okşamaya…Daha sonra Ali ve Murat askerden 1 ay önce geldiklerini ve 2 yıldır hiç seks yapmadıklarını söyleyince bu gece götümden döllerin taşacağını anladım ve onları daha fazla bekletmemeye karar verdim. 2side çırılçıplak .    soyundu. götleri bile aşırı kıllıydı. Yarraklarını ağzıma verdiler. Ağzımda 2 yarrak vardı ve nefes alamıyodum bu arada Murat orta parmağyla    delime girmeye çalışıyodu. Taşşaklarını yalamaya başlamıştım ki, bi anda Ali burnumu tuttu, ben nefes almak için ağzımı açıncada 2si ağzıma    patladı. O kadar yüklü 2 postaydı ki ağzım yüzüm döl olmuştu. Zorla yutturdular ve siklerinin üzerlerinde kalanları yalattılar. Sonra Ali büyük bir hızla arkama geçti. Deliğime hizaladı ve bastırdı yanlız girmedi sikinin üstüne tükürüp yaydı ve cart diye ittirdi. Benim    çığıklarımı duyan Murat`da ağzıma verdi. 24cm lik yarrağın 12si bir hamlede içime girmişti, ileri geri giderek köküne kadar soktu. Ben .    girmez sanıyodum ama girdi dedi. Ali yavaş yavaş pompalamaya başladı. ve giderek hızlandı. Deliğimden gelen şlap şalop seslerini duyabiliyordum. Ali    resmen am siker gibi göt sikiyodu. Porno filmlerindeki gibi pompalamaya başladı bu sırada da ben zevkimi Murat`ın yarrağından çıkartıyodum. Öyle    delice sömürdüm ki Murat sarsıla sarsıla yüzüme boşaldı. Ali de ise hala tık yoktu. Çat çat götümü sikiodu. Bi anda    sikini çıkartı beni kucağına alıp yatağa yatırdı. Yan durmamı ve tek bacağımı havaya kaldırmamı istedi. Dediğini yaptım. O da arkama    yan uzanarak deliğime sürtmeye başladı yarrağını. Eliyle havadaki bacağımı tutup çat çat pompalamaya başladı. Bi önceki pozisyondan da daha hızlandı. .    Ben bi ara bunun yüzüne baktım ve bana nerene attırayım dedi. Bende içime deyince gelio hazır ol dedi. Aşırı hızlandı ve bi anda içime patladı. Döllerin tamamı içime akınca çıkarıp ağzıma verdi. Daha 10 sn geçmeden arkamda Murat`ı gördüm. Yüz    üstü yatmıs ve üstüne oturmamı istiyodu. Bende oturdum ve saat 3`e kadar aralıksız bana taktılar Saat 3 civarında ayna ya    baktık götümdeki delik cok büyümüstü. Aklıma Hollandada aldığım eşşek sik oyuncağı geldi. Murat ve Ali`nin hali kalmamıştı ama Ali`den oyuncağı    götüme sokup çıkarmasını istedim.Yine olmayan kibarlılığıyla ALi cart diye essek sikini götüme soktu, 10 dk da essek siki götümü follos yaptı. Ali bana “İstanbul`a gitmeden önce bizim arkadaşlara da verecen tamam mı dedi. Bende onayladım. Hatta sen hala doymadın dedi ve cep telefonundan bi numaraya bastı. Alo Serkan 502 ye gelsene fıstık gibi bi karı sikiyoruz dedi. Kapatınca bana Serkan`ın    ibne sikmeyen birisi olduğunu ama şimdi onu kandıracaklarını söyledi. Bende içeriden sütyen ve peruğu getirdim. Döllenmiş tangayı giydim. Domalmıs bi    vaziyette durmaya başladım. Az sonra kapı çaldı. Ali gitti açtı ve Serkan içeri gitti. Meğer Serkan 2 gündür yemekte beğendiğim garsonmus. O da vucutcu gibiydi. Bana şöyle bi baktı ve tangadaki menileri gördü. Ulan naaptınız karıya dedi. Ali `de hadi    domalmıs vaziyette bi sik dedi. Serkan hiç soyunmadı ve pisuara işermiş gibi fermuarını açıp yarrağını içeri soktu. Anlayacak diye arkaya da bakmıyordum ama sikinin iri olduğunu göt çeperimin durumundan anladım. Serkan 20 dk pompaladıktan sonra götüme attırıp gitti. Erkek olduğumu    anlamamıştı. Buna çok eğlenen Ali ve Muratta son posta götüme koyup ayrıldılar. götüm ağzına kadar meni ile dolmustu. Hisseyodum. Gittim    tuvalete ve onlarca yüklü meni sıçtım. ve ertesi gün Almanlara enerjimi saklamk ıcın yattım uyudum.Devamı 3`te…Gönderen: Eren

Alman çifti Sabrina, Thomas ve ben.

Alman çifti Sabrina, Thomas ve ben.
Merhaba değerli grup sex hikayeleri okurları, ben Almanya Nürnberg kentinde yaşıyorum. Geçen Cuma akşamı, saat 18 sıralarında arabayla işten dönüyordum. Hava kararmış ve çok yağmurluydu. Otobüs durağına park etmiş, motor tabıtı açılmış ve 4’lü sinyalleri yakmış bir arac dikkatimi çekti. Herhalde zavallıların arabası arıza yapmış bu berbat havada, dedim ve yardım etmek için arabamı kenara çektim, yanlarına gittim.
Benim gibi orta yaşlarda olan bir çift araclarının önüne dikilmiş, yağmurdan sırılsıklam olmuş şaşkın şaşkın arabanın motoruna bakıyorlardı. Kendimi tanıttım, aracı Otobüs durağından uzaklaştımayı önerdim, kabul ettiler ve hep beraber kenara çektik. Bu yağmurda bu akşam birşey yapılmaz diye, arbayı şimdi burada birakın, yarin servis çağırın, gelsin götürsün ve tamir etsin, ben sizi evinize götüreyim önerisinde bulundum, kabul ettiler.
Hepimiz sırılsıklam arabama bindik ve onları evlerine kadar götürdüm. Lütfen sizde gelin, bir teşekkür kahvesi ikram edelim teklifinde bulundular, bende onların teklifini kabul ettim. İçeri girdim ve beni misafir odasına aldılar. Birbirimizle tekrar tanıştık, bu sefer telaşsız bir şekilde. Thomas ve Sabrina çok memnun olduklarını tekrar tekrar dile getirdiler. Sabrina Kahveyi hazırlamak için mutfağa gitti, geri geldi ve ıslak üstünü değişmek için izin istedi. Bu arada üstünü değişip bornoz giyen Thomas bana bir havlu verdi ve karşımdaki Koltuğa oturdu.
Bir taraftan sohbet , bir taraftanda kendimi kurularken Sabrina kahvelerle geldi. Saçlarını havlu ile sarmış ve oda bir bornoz giymiş, geldi yanıma oturdu. Biz sohbete devam ediyor, arada espiri yapıp gülüyoruz. Bi ara fark ettim, Sabrina her gülüşümüzde eliyle hafiften koluma dokunuyor, sonra elini kolumdan sıyırıp bacağıma dokunuyordu. Bir iki derken elini bacağımın üstünde bıraktı ve bacağımı hafiften okşamaya başladı. Ben yavaş yavaş ateşlenmeye başladığımı ve yarrağımında yavaş yavaş ayaklandığını farkettim. Thomasa bakıyorum, Thomas bana bakıyor, sırıtıyor. Sabrina da yarrağımın sertlendiğini gördü ve bana hoşlanıyormusun diye sordu.
Sabrina nın teninin hoş kokusu burnuma geldi. Durumu anladım, artık ok yaydan çıktı dedim kendime ve hafiften Sabrinaya doğru döndüm, bir elimle göğüsünü, bir elimle belini tutum ve okşamaya başladım. Sabrina gözlerimin içine baka baka gömleğimin ve pantolonumun düğmelerini açtı. Thomas arada bir “WoW” yada “Geil” diye ortaya laf atıp heyecanını dile getirmeye çalışıyor. Sabrina gömleğimin ve pantolonumun düğmelerini açtıktan sonra ayağa kalktı, bende ayağa kalktım. O bornozunu çıkarttı, bende pantolonumu ve donumu indirdim.
Sabrina önüme diz çöktü, kıçını Thomasa yöneltti ve yarrağımı okşıyarak bana bakti ve sonra yarrağımın başını diliyle sıvazlamaya başladı. Bir iki derken yarrağımı ağzına aldı ve emmeye başladı. Ben onun saçlarından tutarak yavaş yavaş yerime oturdum. Sabrinada oturduğum kanepenin üstüne diz çöktü, domaldı ve tekrar sikimi yalamaya devam etti. Sabrina götünü havaya kaldırdı, bir sağa, bir sola kımıldatıyor. Sol elimi götüne uzattım ve parmaklamaya başladım. Elimi biraz daha uzattım, Sabrina nın sırılsıklam amcığını okşamaya başladım. Bu arada Thomas a baktım Sigara yakmış keyifli keyifli bizi izliyor.
Neyse ben parmaklarımı Sabrinanın amına sokup çıkarıyorum, sonra götüne sokup çıkarıyorum, hiç yok mok demiyor. Sabrina yavaşca kalktı, yüzüme önce memelerini bastırdı, sonra üstüme oturdu. Amcığı sanki yanıyordu, çok zevkli bir sikiş olmaya başladı. Sabrina hem yarrağımın üstünde zıplıyor, hemde bir eliyle taşaklarımı okşuyor. Derken Sabrina öne doğru domaldı, arkasına Thomas diz çökmüş. Daha dikkat edice Sabrinanın götünü yaladığını arada bir benim taşaklarımı da yaladığını farkettim. Süper dedim kendi kendime ve daha çok şehvete geldim.
Sabrina yarrağımın üstünde baya bi gel git yaptıktan sonra durakladı ve yavaş ca götüne sokmaya başladı. Kontrolü kendine bıraktım. Biraz gel git yaptı ve durdu. Yarrağım köküne kadar götüne girdi, sanki patlıcaktım, ama çok güzeldi. Bu arada Thomas yanımıza gelmiş ve Yarrağını Sabrina nın ağzına vermek için en uygun pozisyonu arıyordu. En sonunda sol tarafıma dikildi ve etrafı Sarı kıllı yarrağını Sabrina nın ağzına sokuverdi.
Biraz böyle devam ettikten sonra artık dayanamayıp neyim var neyim yok, hepsini Sabrina nın götünün üstüne boşalttım. Thomas birden Sabrinanın arkasına geçti ve yarrağını acele acele Sabrinanın götüne soktu ve iki gelgit’den sonra oda kafasını sallaya sallaya boşaldı. Hepimiz kisa bir duş aldıktan sonra üçümüzde kahvemizi içmeye başladık. Bu arada onların swinger olduklarını öğrendim. Thomas sik yalamayı ve döllenmiş am ve göt sikmeyi çok severmiş. Sabrina 3-4 Erkekle sikişmeye bayılırmış. Sabrina bu ara küçülen sikimi sıvazlıyordu ve onu tekrar ağzına aldı.
Kanepede yatan Sabrinanın üstüne domalıp sikimi ağzına verdim. Sabrina süper tekniğiyle yarrağımı tekrar sertleştirdi, öbür yandan Thomas da yarrağını karısının ağzına vermek için izin istedi, bende tabii dedim ve bende Sabrina`nın amına koyarım ozaman dedim. Thomas Sabrinanın ağzına sikini sokarken bende yarrağımı kanepede sırt üstü yatan Sabrinanin bacaklarını kaldırıp amına sokmaya başladım. Tam böyle keyifli keyifli sikerken Thomas döndü, baktı ve eğildi.
Neoldu falan derken baktımki Thomas siktiğim amcığın kenarlarını ve benim yarrağıma dil atıyor yalıyor. Hiçde fena değil dedim, hoşlandım. Hatta arada sırada çıkarıp ona yalattırıyordum. Sonra değişik değişik pozisyonlarda sikiştik. Sabrina 1 kere daha yarrağımı sertleştirebildi, tekrar sikişe sikişe bi hal olduk ve sonra yorulduk. Sabrina ve Thomas’dan sabah saat 03’de tekrar görüşme dileğiyle ayrıldım.